Gelecek Kuşaklar, İnternet ve Teknolojiyi Yasaklayarak Yetiştirilemez!

24 Nisan 2026’da Alternatif Bilişim Derneği, Linux Kullanıcıları Derneği (LKD), Özgür Yazılım Derneği (ÖYD), Pardus Kullanıcıları Derneği (PKD) ile meslek odaları olarak da TMMOB Bilgisayar Mühendisleri Odası ile Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) tarafından imzalanan sosyal medya platformlarına erişimde e-Devlet Kapısı üzerinden kimlik (yaş) doğrulamasını zorunlu kılan düzenlemeye ilişkin ortak açıklama aşağıdaki gibidir.

———————–

15 Yaş Altına Sosyal Medya Kısıtlaması Getiren Yasal Düzenleme Üzerine Açıklama

15 yaş altındaki çocukları zararlı içerikten ve siber zorbalıktan koruma gerekçesiyle gündeme getirilen, sosyal medya platformlarına erişimde e-Devlet Kapısı üzerinden kimlik (yaş) doğrulamasını zorunlu kılan yasal düzenleme önerisi 22 Nisan 2026’nın son dakikalarında TBMM’de kabul edildi. 

5651 sayılı “İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun”da değişiklikler yapılmasını gerektiren düzenleme, çocukların korunması amacıyla gerekçelendirilse de yalnızca çocuk hakları, özgürlükler ve teknolojinin sınırlandırılması açısından değil, sosyal ağlardaki anonimliğe, yurttaşların ifade özgürlüğü, bilgi ve haber alma haklarına etkileri bakımından da ciddi kaygılara yol açmaktadır.

Sosyal ağlara erişimde e-Devlet Kapısı üzerinden kimlik doğrulamanın özellikle güvenlik açığı oluşturmak başta gelmek üzere teknik riskleri olsa da burada asıl irdelenmesi gereken “yasaklamaları tek çözüm gören” anlayıştır. Tarih, mutlak yasakların bireyleri korumadığının, tersine çok daha ağır olumsuzluklara neden olduğunun sayısız örneğiyle doludur.

Çocukları zararlı içeriklerden koruma gerekçesiyle sunulan düzenleme, risk yönetimi ilkeleriyle de bağdaşmamaktadır. Çocukları boğulma riskinden korumak için denize girmelerini, trafik kazası riskine karşı araca binmelerini ya da düşüp sakatlanma olasılığına karşı spor yapmalarını yasaklamak nasıl akıldışı ise dijital dünyanın risklerini mutlak yasaklarla yönetmeye çalışmak da o derece işlevsizdir. Aşırı korumacılığın sınırı nerede çizilecektir? Çocuklar kötü içerik görebilir diye sosyal medya yasaklanırsa, kötü arkadaşlar edinebilir diye sokağa çıkmaları da yasaklanmalı ya da kısıtlanmalı mıdır?

Riskleri yönetemeyenler, tek çözümün yasaklama olduğunu topluma dikte etmeye çalışmaktadır. Oysa sorun teknolojinin kendisinde değil, kullanım biçimi ve denetim mekanizmalarındaki eksikliktedir.  Toplumun tümünün dijital gözetim ve sansürle baskı altında tutulmasına yol açan düzenlemeler, bireysel ve ortak yaratıcılığı, kişisel gelişimi, bilgi üretimi ve paylaşımını engellerken güven duygusunu da örselemektedir. Böyle sürerse sorunu teknolojide gören zihniyetin, kendi yetersizliğini örtmek için toplumun önüne “siber zorbalığı önlemek” gerekçesiyle İnternet’in tümüyle kapatılmasını da çözüm olarak getireceği günlerin uzak olmadığı kanısındayız.

Çocuklarımıza dijital dünyaya uyum sağlamalarını, geleceğin mesleklerine hazırlanmalarını önerirken diğer yandan dünyanın en yaygın araçlarına erişimlerini yasaklamak büyük çelişkidir. Dünyadan yalıtılan kuşaklar, geleceğin küresel ortamında savunmasız kalacaktır. Mutlak yasakların ördüğü duvarların arkasına saklanmak yerine, çocuklarımıza bu dijital denizde fırtınalardan korunmayı öğretecek pusulayı vermeliyiz: Dijital Okuryazarlık. Çözüm, çocuklara siber zorbalığı tanımayı, dezenformasyonu ayırt etmeyi ve dijital ayak izinin önemini kavramayı öğretmektir. Eğitim programları ve anne-babaları birer “yasakçı” değil de “kılavuz” yapacak bilinçlendirme çalışmaları, yasakların yaratacağı gizli kullanım riskinden çok daha güvenli bir ortam oluşturur. Çocuklarımıza dijital dünyada hayatta kalma becerisi kazandırmak, gerçek korumacılığın ta kendisidir. Çocuk, dünyayı yasaklayarak değil düşünerek, sorgulayarak, dünyayı tanıyarak ve tehlikelerle başa çıkabilecek şekilde donatılarak yetiştirilir.

“Yasakçı” yaklaşımlar, toplumu dijital çağın sunduğu olanaklardan ve deneyimlerden yoksun bırakma tehlikesi taşımaktadır. Tarih göstermiştir ki olumsuzluklardan korunma, gelişimi engelleyerek değil, gelişimle başa çıkabilecek bireyler yetiştirerek sağlanır. Yasa yapıcıları ve karar vericileri engelleyici anlayıştan vazgeçmeye; konu uzmanlarıyla, bu konularda çalışmalar yürüten örgütlerle ve meslek odalarıyla işbirliği yaparak çağın gerektirdiği düzenlemeleri yaşama geçirmeye çağırıyoruz.

DerneklerMeslek Odaları
Alternatif Bilişim Derneği TMMOB Bilgisayar Mühendisleri Odası (BMO)
Linux Kullanıcıları Derneği (LKD) TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası (EMO)
Özgür Yazılım Derneği (ÖYD)
Pardus Kullanıcıları Derneği (PKD)

© 2026 TMMOB Bilgisayar Mühendisleri Odası