YÖK’ün Duyurduğu “Mikro Yeterlilik Uygulaması” Yeni Bir Rant Alanı mı?

Yükseköğretim Kurulu’nun (YÖK), önce dört yıllık lisans eğitimi süresinin üç yıla indirilmesine ilişkin açıklamaları, ardından Yükseköğretimde Uygulamalı Eğitimler Çerçeve Yönetmeliğindeki değişiklikle işletmelerde en az bir dönem süreyle mesleki eğitim yapılması düzenlemesi, şimdi de okul dışında edinilen bilgi ve becerilerin akademik sisteme katılmasını sağlayacak “mikro yeterlilik” uygulamasını yürürlüğe koyması, üniversite eğitiminde yapısal dönüşümlere gidildiğini göstermektedir.

Eğitim içerikleri, yöntemleri ve araçlarında, teknolojik gelişmeler ve güncel gereksinimler doğrultusunda değişiklikler yapılması, çağın koşullarına uygun eğitim planlarının oluşması, gelecek kuşakların yetişmesi açısından bir zorunluluktur; ancak bu yöndeki girişimlerde konunun ilgili taraflarının ve meslek odalarının görüşlerinin alınmaması düşündürücüdür…

YÖK’ün “yükseköğretimin geleceğine yönelik cesur ve yenilikçi bir adım” vurgulamasıyla 23 Haziran 2026’da duyurduğu “Yükseköğretim Kurumlarında Mikro Yeterlilikler Çerçevesine İlişkin Usul ve Esaslar”, uygulama kurallarının yeterince belirgin olmamasının yanında çoktandır ticarileşen üniversite eğitiminde yeni rant kapıları açma olasılığıyla da kaygı uyandırmaktadır.

Mikro yeterliliğin “yükseköğretime ilişkin belirli bir alanda veya konuda kısa süreli ve esnek öğrenme yollarıyla kazanılan küçük ölçekli yeterlilik” olarak tanımlandığı düzenlemeye göre öğrencilerin üniversite dışında edindikleri yetkinliklerin ve bunların kanıtı olan sertifikaların ölçme ve değerlendirmesinde, mikro yeterliliklerin ders kredilerinin belirlenmesinde üniversite senatoları yetkilidir. Düzenlemedeki “Eğitici” tanımı ise dikkat çekicidir: “Mikro yeterlilik eğitimlerinin tasarlanması veya yürütülmesinde görev alan yükseköğretim kurumları ile bu kurumlar dışında yer alan gerçek veya tüzel kişiler.”

Ülkemizin ekonomik ve toplumsal koşulları göz önünde tutulduğunda, yükseköğretim kurumları dışındaki mikro yeterlilik eğiticilerinin nitelikleri ve öğrencilere kazandırabilecekleri yetkinliklerin nasıl değerlendirileceği ve akademik ölçme-değerlendirme süreçlerine nasıl etkiyeceğinin yanı sıra dış kurumlarla üniversite ilişkilerinin nasıl yapılandırılacağı ve zaman içinde nasıl dönüşeceği pek çok soruyu akla getirmektedir ki bu durum özellikle öğrenciler ve aileleri için yeni bir sömürü kanalının yaratılması tehlikesi taşımaktadır.

YÖK’ün açıklamasında “Özellikle yapay zekâ, veri bilimi, dijital teknolojiler ve hızla dönüşen sektörlerde ortaya çıkan yeni beceri ihtiyaçlarına cevap vermeyi amaçlayan sistem sayesinde öğrenciler, klasik diploma programlarının yanında iş dünyasının talep ettiği güncel yetkinlikleri de kazanabilecek” denmektedir. Açıklamada sözü edilen bilgi-beceriler, bilgisayar mühendisliği disiplinlerindeki lisans eğitiminde içerilmekte, ayrıca mühendislik eğitimindeki çok disiplinli öğretim anlayışı uyarınca diğer mühendislik dallarındaki öğrencilere de kazandırılmaktadır; kimi üniversitelerde ise sektördeki işletmelerle işbirliği içinde, ancak akademinin kontrolü altında kuramsal ve uygulamalı derslerin verildiği, böylece sektördeki bilgi birikimi ve deneyimin lisans eğitimine aktarıldığı bilinmektedir. Dolayısıyla söz konusu bilgi-becerilerin, dış kuruluşların ticari amaçlarına hizmet edilmeksizin örgün eğitim kapsamında edinilmesinin yöntemleri vardır ve bu yöntemler mühendislik bölümlerince başarıyla uygulanmaktadır.

Yine YÖK’ün söylemiyle “üniversite dışındaki öğrenmelerin akademik sistem içerisinde tanınmasına” olanak sağlayan mikro yeterlilik uygulamasıyla, ana hedefi toplumsal yarar olması gereken üniversite eğitiminin, iş dünyası ve sermaye kesimlerinin yararına bir dönüşüme uğrayacağı şimdiden gözükmektedir. Oysa YÖK’ten ve yükseköğretim kurumlarından beklenen, teknolojik gelişmeleri, yeni öğretim araçları ve yöntemlerini dikkate alarak çağın gerektirdiği eğitim planlarını oluşturmak; bilimsel ve teknik eğitimin niteliğini artırıcı, akademik kadroları bilimsel araştırma ve üretim yapacak yönde güçlendirici adımlar atmaktır.

Akademik çevreleri ve meslektaşlarımızı, mühendislik eğitiminin, çokuluslu teknoloji tekellerinin ve sermayenin güdümüne teslim edilmesine; çok boyutlu bilimsel ve teknik bilgiye dayalı mesleki eğitimin, işgücü piyasasının hızlandırılmış sertifikalarına indirgenmesine ve YÖK’ün üniversite eğitiminin içini boşaltan cesur ve yenilikçi (!) girişimlerine karşı duyarlı olmaya ve tepki vermeye çağırıyoruz.

Bilgisayar Mühendisleri Odası
8. Dönem Yönetim Kurulu

© 2026 TMMOB Bilgisayar Mühendisleri Odası