TMMOB Genel Kuruluna Giderken..

31 Mayıs – 1 – 2 -3 Haziran 2012 tarihlerinde Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 43. Dönem Olağan Genel Kurulu gerçekleştirilecek ve TMMOB’nin yeni döneminin kurul ve organları seçilecek. Bu genel kurul, biz bilgisayar mühendisleri açısından ayrı bir önem teşkil ediyor; 23-24-25 Mart tarihlerinde EMO Genel Kurulu’nda Bilgisayar Mühendisleri Odası kuruluş önergesi kabul edilerek TMMOB Genel Kurulu gündemine taşındı. Yıllardır dillendirilen, son bir yıl içerisinde çalışmaları yoğunlaştırılan BMO’nun kuruluşu için son sözü, ilgili yasa gereği TMMOB’nin 42. Olağan Genel Kurulu söyleyecek.

Bilgisayar mühendisleri olarak, işin bu tarafına odaklanmışken TMMOB nasıl bir ortamda hangi koşullar altında bu Genel Kurul’a gidiyor, ve buradan çıkaracağımız dersler, bize düşen görevler nedir, değerlendirmemiz gerekiyor.

TMMOB, Siyasal İktidarlar ve Muhalefet

TMMOB geçmişten bugüne, kendi üyesinden aldığı güç ile bilim ve aklın ışığında, ilkeleri doğrultusunda hareket etmiştir. Bu özelliği ile her dönem iktidaların hesapsız, plansız girişimlerine ve yanlışlarına karşı sesini yükseltmiş, kamu ve meslektaş çıkarlarını herşeyin üstünde tutmuştur, iktidarlarla kirli ilişkiler içerisine girmemiştir. Ve bu konumlanıyışı nedeniyle doğaldır ki TMMOB muhalefet çizgisinde konumlanmıştır. Açtığı davalarla, sözüyle, eylemiyle, gerçek bir demokraside olması gerektiği gibi, güçler dengesi içinde, meşru yasal zeminde mücadelesini sürdürmüştür.

Böyle bir TMMOB’nin elbette bugün en ufak bir muhalefete bile tahammülü olmayan, türlü baskı yöntemleri ve özel yetkili mahkemeler eliyle, aykırı sesleri susturmaya çalışan bir iktidarın hedefi olması kaçınılmazdır. Konuyu sadece bu yönüyle ele alabiliriz, ama bu yaşananları anlamamız için daha ötesine, büyük resme bakmamız şart.

Kamusalın Tasfiyesi, Serbest Piyasanın Kutsallığı

TMMOB’nin kurulduğu 1954 yılında, toplumsallaştığı 1970’li yıllarda başka bir iklim söz konusuydu. Kapitalizm, Keynesci bir sosyal devlet anlayışı ile varlığını sürdürüyor, devlet hizmet alanlarında ve ekonomide ağırlıklı rolünü koruyorken, özel sermaye ise daha çok sanayi ve finans alanında faaliyet gösteriyordu. 1970’lerde geliştirilen neo-liberal tezler, dünyada Thatcher ve Reagan’in politikaları ile hayat bulurken, 24 Ocak kararlarıyla Türkiye’ye taşınan akımın ilk uygulayıcısı ise Turgut Özal oldu. Bu ekonomik politikalar ile “özelleştirme”, “güvencesizlik”, “esnek çalışma/üretim” vb. kavramlar hayatımıza girdi. Olan özetle şuydu; sermaye bir sıkışmışlık içerisindeydi ve karlılığını artıracağı yeni alanlar arıyordu; kamu hizmetleri (eğitim, sağlık vb.) bu noktada birer ticari faaliyete dönüştürülüyor, özelleştirmeler ile kamu birikimleri sermayeye devrediliyor,  sermayenin uluslararası hareketinin önündeki engeller kaldırılırken, emek gücü de kaçınılmaz olarak ucuz ve esnek hale getiriliyordu. Bütün bu değişimin retoriği ise basitti ; “güçlü ekonomi”, “istikrar”, “büyüme”, “kalkınma” vs..

Özellikle biz yeni kuşak mühendislerin uzak olduğu bu gelişmeler ve tartışmalar, istesek de istemesek de hayatımızı belirler nitelikte. Bu düzenlemeler sonucu özellikle kapitalizmin çevre ülkelerinde mühendislik bir tasarım/yaratım sürecinden çok uygulamaya, üretimden çok kurulum/bakım/onarıma indirgenmiş, mühendis kimliği tahrif edilmiş, vasıfsızlaştırılmış ve değersizleştirilmiştir.

İşte Türkiye’de 24 Ocak kararlarıyla başlayan bu uygulamalar, 2001 ekonomik krizi sonrası AKP iktidarı tarafından, tüm hızıyla sürdürülmüş, son kalan kamu işletmeleri özelleştirilmiş, yapılan düzenlemelerle ulus ötesi sermaye ülkeye buyur edilmiş ve buna uygun bir kamu yapılanması devreye sokulmuştur. Recep Tayyip Erdoğan’ın : “Biz bu devleti adeta bir özel sektör mantığı ile çalıştıracağız” sözleri bu açıdan anlamlıdır. Bugün artık Türkiye’nin her karış toprağı, suyu, madeni, ormanı, insan hakkı sayılan kamusal hizmetleri birer kâr alanı olarak yeniden tariflenmiştir. En hayati kamusal denetim hizmetleri dahi özelleştirelerek ticarileştirilmiş, özellikle mühendislik-mimarlık alanında kamu yapan/denetleyen bir yerden sadece düzenleyen bir noktaya çekilmiştir.

TMMOB’ye kuşatma…

Böyle bir “Yeni Dünya Düzeni”nde elbetteki kamu çıkarı diyen, toplumcu mühendislik diyen, bilim diyen, insan diyen, emek diyen, hak diyen, doğa diyen TMMOB’ye yer yoktur! Bunun ilk sinyalleri 2009 yılında Devlet Denetleme Kurulu raporu ile verilmiş, 2011 yılında seçimden hemen önce çıkartılan Kanun Hükmünde Kararnameler ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı kurularak, TMMOB’ye bağlı bazı Odaların yetkileri bakanlığa devredilmiş, 3 Nisan 2012 tarihinde yayınlanan “Bürokrasinin Azaltılması ve İşlemlerin Basitleştirilmesine Yönelik Başbakanlık, Bakanlıklar, Bazı Bağlı ve İlgili Kuruluşlar ve Üniversitelere Ait 84 Adet Yönetmelik” ile de TMMOB’nin kamusal denetim görevlerini yapmasına engel olmak istenmiştir.

TMMOB’yi meşru zeminde saf dışı bırakamayacağını anlayan iktidar bloğu, sermaye adına yürüttüğü “çılgın projelerine” ve icraatlarına TMMOB’nin ayakbağı olmaması için yasal düzenlemeler ile başlattığı kuşatmayı, Bugün gazetesi manşetinden yapılan karalama haberleri ile sürdürmüştür.*

Neden TMMOB, Neden BMO?

TMMOB T.C. Anayasası 135. Madde’de tanımlanmış bir kamu kurumu niteliğinde bir meslek örgütüdür. İlgili yasa ve yönetmelikler gereğince “kamusal denetim” yetkisine sahiptir. Bilgisayar Mühendisleri Odası tartışmalarında da en çok konuştuğumuz konulardan birisi bilgisayar mühendisliğinde görev tanımları ve proje denetim uygulamalarıydı. Fakat açıkça görülmektedir ki sermaye, hareketinde minimum denetimi istemekte; kamunun tasfiyesi ile başlayan bu süreç, meslek odalarına uzanmaktadır.

Bu noktada bu ülkede yetişmiş bir mühendis, bir yurttaş ve daha ötesi bir insan olarak yaşananları doğru okumak ve karar vermek zorundayız; bize düşen nedir? İlkelerimiz doğrultusunda bir araya gelerek, aslında doğrudan bizi de hedef alan bu saldırılara karşı durmak, TMMOB’nin “toplumcu mühendislik” cephesini güçlendirmek mi, yoksa olan bitene seyirci kalarak, bu akışa kapılıp boğulup gitmek mi?

Biz tercihimizi ilkinden yana koyuyoruz, bu anlayışla TMMOB Genel Kurulu’na gidiyoruz, bu direngen tavırla BMO’yu kurmayı hedefliyoruz! Öyle görünüyor ki, mesleğimizi özgür, adaletli ve eşit bir dünyada hakkınca yapmak için başka seçeneğimiz de yok!

Oktay Dursun
EMO Ankara Şubesi
Bilgisayar Mühendisliği MDK Üyesi

* Bugün Gazetesi : 7 Mayıs 20128 Mayıs 2012 / 9 Mayıs 2012
Açıklamalar:
TMMOB : Bugün Gazetesi TMMOB Hakkında Yaptığı Yalan ve Gerçek Dışı Haberle Hangi Provakasyonun Peşinde?
TMMOB : Toplumsal Yaşamın Bilimsel-Teknik Ölçütlere Göre Düzenlenmesini Savunmaya Devam Edeceğiz
DİSK-KESK-TTB :  AKP TMMOB’den Elini Çek!
EMO : Siyaset-Medya-Ticaret Üçgeni İşbaşında!


 

© 2021 TMMOB Bilgisayar Mühendisleri Odası