Kadınların Yaşam Hakkı Tartışma Konusu Değildir!

Kadınların eşitlik, özgürlük, adalet ve daha iyi çalışma koşulları elde etme mücadelesinin simgesi olan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde biz bugün Türkiye’de ve dünyada hala kadınların en temel hakları için mücadele etmek zorunda bırakılmasını konuşuyoruz.
24 saat içinde 6 kadının katledildiği bir ülkenin kadınları olarak öfkeliyiz!
Bizler bugün;
Eşit hak mücadelemizi…
Eşit işe eşit ücret talebimizi…
Cam tavanların kırılmasını…
Teknoloji üretiminin dışında bırakılmaya çalışılan kadınların durumunu…
Algoritmaların ve yapay zekâ sistemlerinin erkek merkezli bir bakış açısıyla şekillenmesinin yaratacağı tehlikeyi…
konuşmadan önce hayatta kalma hakkımızı konuşmak zorunda bırakılıyoruz.
Bu ülkede hükümetin ilan ettiği “aile yılı” olan 2025‘te bir önceki yıla göre kadın cinayetleri %7 , şüpheli kadın ölümleri ise %97 oranında artış göstermiştir. Kadının yerini “aile” olarak belirleyen, kamusal görünürlüğünü ancak “aile” içindeyken kabul eden ve sınırlarını da muhafazakâr kalıplara göre çizen zihniyet, kadınlara yaşam hakkı dahi tanımamaktadır. Kadınlar tıpkı önceki yıllarda olduğu gibi 2025 yılında da kendi hayatlarına dair kararlar almak istedikleri için, boşanmak istedikleri için ya da şiddete karşı çıktıkları için katledildiler. Halbuki yaşam hakkının koruması devletin en temel sorumluluğudur. Ancak Medeni Kanun‘un hedefe oturtulup nafaka ve boşanma hakkı gibi erkeklerin hararetle destekledikleri yasal düzenlemelere gidilme hevesi, 11. Yargı Paketi‘yle LGBTİ+ bireyleri ve kadınlara yönelik kabul edilemez düzenlemelere niyet edilmesi, kadınların ısrarlı talepleri ve mücadelesine rağmen İstanbul Sözleşmesi’ne geri dönülmemesi, kadına yönelik şiddetin cezasızlıkla ödüllendirilmesi bu sorumluluğun ihmal edildiğinin en temel göstergesidir.
Yapılmaya çalışılan bu düzenlemeler hukuksuzdur, kabul etmiyoruz!
Öte yandan bölgemiz uzun zamandır süregelen bir savaş sarmalının içindedir. ABD ve İsrail saldırganlığı bölgede büyük bir yıkım ve felaketler zinciri oluşturmuştur. Bölgesel savaş politikaları milyonlarca insanı yerinden etmekte, yoksulluğu derinleştirmekte ve kadınların yaşam koşullarını ağırlaştırmaktadır. Savaşın en ağır bedelini yine kadınlar ve çocuklar ödemektedir. Saniyeler içinde katledilen 168 kız çocuk dünyanın gündeminde kaç dakika, kaç saat, kaç gün kalabilmiştir? Bu yaşanan katliam “Halüsinasyon gören” bir yapay zekânın teknik hatası mıydı yoksa emperyalizmin planı mı? Bunu belki öğrenemeyeceğiz ama bildiğimiz bir gerçek var; 168 kız öğrenci saniyeler içinde hayatını kaybetti. İlk değillerdi, bu gidişle son da olmayacaklar ama biz mücadelemizi başka çocuklar ölmesin diye sürdüreceğiz.
Bulunduğumuz her yerde, şimdi ve daima “SAVAŞA HAYIR” demeye devam edeceğiz!
Birleşmiş Milletler verilerine göre bugün dünya genelinde kadınlar, erkeklerin sahip olduğu yasal hakların sadece %64’üne sahipler ve bu farkın kapanması için geçmesi gereken süre 286 yıl! Bu rakam bile eşitsizliğin yapısal bir sorun olduğunun en somut kanıtıdır. Bizler ILO 190 sözleşmesinin onaylanmasını talep ediyoruz. Kadınların çalışma yaşamına eşit ve güvenceli bir biçimde katılabilmesi sağlanmalıdır. Teknolojinin erkek işi olduğuna bizleri inandırmaya kalkanlar, sadece erkek bakış açısıyla üretilen algoritma ve yapay zekâ sistemlerinin sistematik eşitsiz üretimlerinden paylarına düşenin yoksulluk ve adaletsizlik olduğunu gördüklerinde çok geç olabilir. Eşitlik herkes için gereklidir. Kadınların olmadığı bir teknoloji dünyası asla tarafsız değildir ve sonuçları tüm dünyayı etkileyecektir.
Bilgisayar Mühendisleri Odası Kadın Mühendisler Komisyonu olarak bir kez daha vurguluyoruz:
Kadınların yaşam hakkı tartışma konusu değildir.
Eşitlik ve özgürlük vazgeçilmezdir.
Kadın cinayetlerinin durdurulduğu, şiddetin ortadan kaldırıldığı, kadınların bilimde, teknolojide ve yaşamın her alanında eşit biçimde yer aldığı bir dünya mümkündür.
Yaşasın 8 Mart!
Yaşasın Kadın Dayanışması!
Yaşasın TMMOB Kadın Örgütlülüğü!
TMMOB
Bilgisayar Mühendisleri Odası
Kadın Mühendisler Komisyonunu
