•  
  •  

İnternet Zehir Değil, İnternet Yaşamdır!

İnternet 90’lı yıllarda artan kişisel bilgisayar kullanımına paralel olarak yaygınlaşmaya başlamış, 2000’li yıllarda geniş bant altyapıların gelişmesiyle kullanıcı sayısı hızla artmış ve son kuşak mobil ağ teknolojileriyle birlikte ise hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir.

İnternet bilginin hızla yayılması, toplumsallaşması için sağladığı imkanlar, ortaya çıkardığı yeni iletişim ve üretim biçimleri ile birlikte düşünüldüğünde insanlık tarihinin en önemli teknolojik gelişmelerinden biri olarak değerlendirilmekte ve başka birçok yeniliğe kapı aralamaktadır. İnternet’in ilk yıllarındaki görece özgür ve demokratik gelişimine karşın özellikle son yıllarda artan biçimde, şirketlerden, baskıcı hükümetlere ve güvenlik aygıtlarına kadar uzanan iktidar odaklarının gözetim, sansür ve bilgiyi manipüle etme çabaları, İnternet’i hem bir toplumsal mücadele aracı hem de mücadele alanı olarak yeniden şekillendirmiştir.

Elbette her teknolojik gelişim gibi İnternet’i de farklı amaçlar için kullanmak mümkün iken, teknolojiye temelde “kötücül” bir bakış açısıyla yaklaşmak bilime, teknolojiye ve toplumsal ilerlemeye aykırıdır. Buradan hareketle teknolojinin kötülüğünden değil teknolojiyi üretenlerin, sahiplerinin, yönetenlerin bu teknolojileri hangi kesimler yararına hangi amaçla kullandığından bu amaçların kötülüğünden bahsedilebilir. Günümüzde geleceğe yönelik her fikir ve tartışmanın odağında İnternet varken, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı tarafından bir bilim etkinliğinde İnternet için yapılan “zehir, uyuşturucu” benzeri yakıştırmaların bu çağa ait olmadığını düşünüyoruz.

Bugün Türkiye’de İnternet’e dair konuşurken; başta İnternet sansürünün sona erdirilmesi, dijital dünyada kişisel bilgilerin korunması, İnternet kullanımının yaygınlaştırılması için sayısal uçurumun giderilmesi, İnternet kullanım kültürünün topluma kazandırılması konularının ele alınması ve İnternet’in bir yurttaşlık hakkı olarak kabul edilerek bu sorunların çözümüne odaklanılması gerekmektedir.

Türkiye, 1993 yılında bir grup idealist akademisyen ve uzmanın girişimiyle, dünyanın geri kalanıyla aşağı yukarı aynı zamanlarda İnternet’le tanıştı ve yine onların çabalarıyla çeşitli ilerlemeler kaydetti. O akademisyenlerden biri olan ve geçtiğimiz günlerde yitirdiğimiz “İnternet’in babası” Mustafa Akgül’ünİnternet Yaşamdır!” sözünü bir kez daha hatırlatıyor; İnternet hak savunucularını ve tüm İnternet kullanıcılarını açık, özgür, sansürsüz, güvenli İnternet için daha yüksek ses çıkarmaya çağırıyoruz.

Bilgisayar Mühendisleri Odası 3. Dönem Yönetim Kurulu