İnsanca, Eşit ve Özgür Yaşam için Tek ve Adam Yönetimine HAYIR Diyoruz!

Yaşamın her alanında özne olma, eşit yaşam hakkı ve sömürüsüz, insanca çalışma koşulları  talebiyle onlarca yıldır süregelen kadın mücadelesi; 1857’de dokuma fabrikasında grev yapan, insanlık dışı çalışma koşullarına hayır diyen ve canlarını ortaya koyan emekçi kadınların direnişiyle dünya genelinde farklı bir anlam kazandı. Her sene 8 Mart; tarih boyunca mücadele içerisinde yer alan kadınların anıldığı ve tüm kadınların dayanıştığı, sokaklara döküldüğü ve taleplerini birlikte daha yüksek sesle dile getirdikleri güne dönüştü.

Bu çerçevede; kadınlar özgürlüğüne, emeğine, bedenine, kimliğine ve yaşamına sahip çıkıyor. Öldürülmeye, şiddete, baskıya, zorbalığa, tacize, tecavüze ve bunların yasalarla meşrulaştırılmasına, haksız tahrik indirimlerine, kürtaj yasaklarına, kiminle yaşayıp, kaç  çocuk doğuracağına, ne giyeceğine, parkta sokakta dolaşıp dolaşmayacağına, kahkahasına karışanlara ve bunun gibi cinsiyetçi beden politikalarına, ayrımcılığa, eşit işe eşitsiz ücrete, emeğin gaspına, kadın cinayetlerine, eğitim ve iş olanaklarından yoksun bırakılmaya, çocuk istismarına, savaşa ve tüm bunların kaynağı olan eril sisteme dün olduğu gibi bugün de “HAYIR” diyor. 

Sekiz aydır süren ve olağanlaştırılmaya çalışılan OHAL, anayasa değişikliğiyle sürekli hale getirilmek, “tek ve adam” yönetimi rejimi kalıcılaştırılmak isteniyor. Halkın ve kadınların iradesi yok sayılarak, çoğulculuktan uzak, antidemokratik bir biçimde hazırlanan anayasa  değişikliği, OHAL koşullarında dayatılmaya çalışılıyor. Cumhuriyet rejiminin ve onlarca yıldır süren mücadelelerin sonucunda elde edilen kazanımların hepsi yok edilmeye çalışılıyor.

Hukukun hukuksuzluk haline geldiği, adaletin yalnızca bir bakanlık adında yer aldığı, haksızlığa hukuksuzluğa direnen, ses çıkaranların göz altına alındığı, hapsedildiği, özgürlüklerimizin gerekçesiz ve zorbaca elimizden alındığı, kadın cinayetlerinin, çocuk istismarının görmezden gelindiği, muhalif derneklerin, gazetelerin, televizyonların kapatıldığı, tüm aykırı seslerin susturulmaya çalışıldığı, sıra bugün hangimizde korkusuyla bedenimizden,canımızdan, ne zaman edileceğiz endişesinin kol gezdiği, bir gecede çıkarılan KHK’lar ile insanların işlerinden aşlarından edildiği, kaybettiklerimizin bu kadar yoğun, can yakıcı ve tahammül edilemez olduğu bu dönemde bizler üniversitede, kamuda, özel sektörde, plazalarda, teknokentlerde, yaşamın her alanında sorgulayan, yaratan, üreten bilgisayar mühendisi kadınlar olarak, bizim olanın bizden alınmasına izin vermiyoruz. Ülkemizde olduğu gibi dünya genelinde direnen ve uluslararası grev çağrısı yapan kadınları selamlıyor ve onlarla birlikte alanlarda yer alıyoruz, yükselen seslerine ses veriyoruz. Her türlü engel ve baskılara rağmen 8 Mart’ta yaşamın öznesi olma iddiamızla, umudumuzla, susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz, alanları terk etmiyoruz ve var gücümüzle HAYIR diyoruz.

Bizleri yok sayanlara, görmezlikten gelenlere, varlığımızı eve hapsetmeye çalışanlara inat “Hayır, Kadınlar Var” diyoruz.

Kadın dayanışmasının bizleri güçlendirdiğinin farkındayız ve dünya genelinde yükselen isyan çığlıklarına eşitlik, özgürlük, barış, demokrasi, laiklik, insanca yaşam çığlığımızla biz de katılıyoruz.

Adını tarihe acılarla ve kazanımlarla yazdıran kadın mücadelesi, sayısız hayır çığlıklarıyla devam edecektir.

Ülkemiz ve tüm dünya için 8 Mart coşkusu ve umudunun aydınlık yarınların habercisi olması ümidiyle Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyoruz.

Bilgisayar Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu

© 2020 TMMOB Bilgisayar Mühendisleri Odası